Dedikodumcum

Bulaşıcıdır. İnattır. Gıcıktır. Uydurukçudur. Delidir. Fecenayip şahsına münhasırdır.
Okur! Yandığının resmidir. Gel, yol yakınken okurluk durumundan istifa et.

İçeriğin olası zarar ziyanından yazar değil, uygulamaya kalkan komik okur sorumludur. Ona göre!!

Neredeyse kalıtımsal hobilerimiz arasında sayılabilecek dedikodu, yaşlandıkça benim de yapmaya doyamadıklarım arasında baş köşedeki yerini almaya başladı!..

Bir kere kaynak gereksinimi sıfır bir alan. Her yer maden, her yer cevher fışkırığı! Sonra muhteşem bir yaratıcılık, merak, görünenden görünmeyene, bilinenden bilinmeyene yolculuk!.. Üçüncü olarak insanları etkileme, kendi tarafına çekerek destek ve kabul görme, anlaşılma tatmini!.. Dördüncüsü, ‘’sen duymamışsındır, gel bak anlatayım’’ eşsiz hizmetiyle sosyal hayatın  baş sohbet açarı!.. Beşincisi ise altın günlerinin taçsız efendisi, davetlerin bloody mary’si, kına gecelerinin yüksek yüksek tepeleresi, düğünlerin çok katlu pastasu ve dahaların dahası!..

Ayrıca sanır mısınız ki dedikodu sadece amatörler tarafından ve amatörce yapılır?.. Hayır hayır, bol sıfırlı reklamların havalarda uçuştuğu magazin alemlerinden bahsetmiyorum!…

Sanayi devrimi 4.0’ı gerçekleştirememiş olsak da dedikodu devrimi 100.0’ı deviren ışıltılı, şaşaalı, obcektifler ötesi performans sistemli kurumsal hayatlarımız tam da bu noktada beni anıyor gibi niyeyse… Terfilerin, işe alınmaların, yetenek gelişimlerinin büyük büyük sözcüklerle değerlendirildiği o en ballı yönetim sohbetleri, haşmetlü siyio’lar gözlerimin bebişlerinde ahenk içinde raksediyorlar!..

Duyduklarının hiç birine inanma, gördüklerinin de yarısına inan demişler. İyi de bunu söyleyenler kimler? O bilge insanlar.. ve biz bilgeleri youtube fenomeni olmadıkları sürece dinlemeyiz!.. Ama o an için sırada bekleyen öncelikli konuşma konumuz yoksa pekala ve mükemmelen onların da dedikodularını yapabiliriz!… Yeri gelmişken Edgar Allan Poe’nun dedikodusunu da yapalım mı?..😏

Kendimiz hakkında kafa yorup ileride gerçekleştirmek istediklerimize dair neşeli hayaller kuracağımıza başkalarının hayatını dikizlemek daha cazip, kolay ve çekici olan… Organik bişe yani!.. Bizim hakkımızda olmadığı sürece gıybetin yan tesiri bulunmamaktadır da diyebiliriz.. Belki zaman içinde milletin hayatına dikiz ata ata, göz adı verilen organımızın periskopa evrilmesine sebep olabilir o kadar! O da evrime inanmadığımız için sorun olmaz bence… Zaten evrilecek de bana mı evrilecek!..😩 İnsan evrende inanmadığı müddetçe keyifle dedikodu yapar!..

Herkes bu dünyaya bir eser bırakmak istemez mi hem?… Biz de dedikodu bırakalım ne var..😁 Bence günü yaşamak, iz bırakacağım diye fazla kasmamak lazım. Sümüklüböcek de iz bırakıyor netekim…

Blog blog matitas kafasıyla yazdıklarıma bakıldığında öyle sanıyorum ki herhalde doğumda kordon filan dolandı, bu anamın haberi yok???! Amaaan bazen kafaların karışması çarşaf gibi dümdüz kalmasından iyidir. Salla gitsin!! Ehihüğ, yaşasın dedikodu devrimi 100.0!..😜

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.