En İyi Dostum, Kendimim

Bulaşıcıdır. İnattır. Gıcıktır. Uydurukçudur. Delidir. Fecenayip şahsına münhasırdır.

Okur! Yandığının resmidir. Gel, yol yakınken okurluk durumundan istifa et.

Dostluklar konusunda büyük başarılara imza atmış biri değilim. Ağzım sıkıdır, darda olana havada karada yardımcı olmaya çalışırım, mavi liracıklar kazansınlar diye sınırlarımı zorlayıp bedavaya ve isimsiz büyük ses getiren işler yaparım… Gelin görün ki kendi etrafımda üç yüz altmış derece dönüp şaşkol şaşkol bakındığımda ‘merhaba, n’aber ya?’ diyebileceğim tek kişi bulamam… O yüzden artık dar açıyla dahi dönmeye yeltenmiyorum… Biliyorum ki yardıma ihtiyacım olduğunda seslenebileceğim tek kişi kendimim… Bir gün kendimden de kazık yerim diye korkmuyorum değil..

Bunları serzenişte bulunmak için anlatmıyorum. Eşyanın tabiatı gereği yalınkat durum tespitçiği… Kişi kendin bilince adımlarını ona göre atarmış hesabı…

İşbu hesapla, dostluksuzluğa giden dikenli yollar refleks olarak beni organize bir organizma haline dönüştürdü… Bundandır ki süresiz şekil tedbirliyim. Beyinde onbeş çalışma sayfalı excel’ler, hayat projesi yönetim araçlarının en son versiyonları, uykuda bile başucumda telefon-kalem-kağıt, Ankara Kızılay meydanında sol ayağımı bir balina ısırsa bundan sonra nasıl hayatta kalabilirim planları ile dolaşan 155 kromozomlu salt bir kafa uzvu… Aslında tam Nazlı Eray‘lık bir durum..

İş hayatında voyvoda’yı görenler, aşkta papazla müşerref olanlar, ”e bunlardan çöközledim, bari bi’ dostum olsun lan” deyip de okkalı dost tekmesi yiyenler ne demek istediğimi anlayacaktır… (Anlayan ve ”ah! tam benlik” coşkusuyla yürümeyi aklından geçiren zevata coşku bükücü olduğumu hatırlatmamda fayda olur)

Standart bir tür değilim.. Yani durduk yere dost edinme ihtiyacım yok… Hatta konuyla ilgili kendi bildirim bile var:

Kimseye güvenmem. Kimseyle durduk yerde konuşmam. Kimseyi boş yere dinlemem. En sevdiğim yön burnumun dikidir. Pişmanlık duygusunun nasıl bir şey olduğunu bana sorma, çünkü bilmediğim şeyi sana tarif edemem. Bilimin gerçekliğinden başka gerçeklik tanımam ve dünya herkesçe tepsi olsa dahi benim için yuvarlaktır & her şeye rağmen dönmeye devam edecektir (”eppur si muove”). Ve son madde; şartlar ne olursa olsun iyi olanlara yardım edebilmek için gücün önemini bilirim. Bütün bunlar için dosta ihtiyacım bulunmamaktadır.

Hah, nasıl ama? Büyük deliyim değil mi?.. İyi de gizli değil ki bu!.. Her yazının başına nal gibi yazıyorum, okuma yazma ve dahi anlaman varsa, ökküs değilsin ya, görmüşsündür…

İnsanların dostluktan anladığının başkalarının özel hayatına sızma, o hayatı cloud‘lardan silecek şekilde komple yok etme, saygısızca alan tanımama ve istila ettiği alanın baş köşesine gelip mal gibi yerleşme olduğunu göre göre delilikte çığır atladım… Bu anlamda dostsuzluktan ve delilikten kat’a şikayetçi değilim.. Aksine çok memnunum. Rabbisi başka dost vermesin 😛

Uzun yıllardır başkalarının hayal gücünde histerik bir zafer çığlığı olmak yerine kendi sessiz ve derin gerçekliğimde bir fısıltı olmayı tercih etmekteyim… Özetle, az zamanda büyük kazıklar yeme olasılığımın olmadığı bir üst versiyona evrildim, bildirimle beraber mutlu mesut yaşıyorum.. Bu halimi yaratan gelmiş geçmiş tüm alan mürekkebi dostlarıma şükranlarımı sunarım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *