Tag Archives: fresko

Evlerinin İçi Louvre Müzesi

Bulaşıcıdır. İnattır. Gıcıktır. Uydurukçudur. Delidir. Fecenayip şahsına münhasırdır.
Okur! Yandığının resmidir. Gel, yol yakınken okurluk durumundan istifa et.

Yapay zeka işleri dallanıp budaklandıkça kendi adıma hayatın her alanında kullanma isteğiyle yanıp tutuşuyorum. Hatta yapay zekacılara fikir olsun diye sivri zekamı derhal kendileriyle bütünleştireyim ki bir an önce üretime geçsinler.

Öncelikle davetimdir. Çalıştığım işyerlerinde fikir üretmemle (ve maalesef onların yüzsüz insanlar tarafından çalınmasına engel olamamamla) mehşur olduğumdan tüm hırsız ve ar damarsız kısır zekacıları buraya beklerim. Nıahhahah, yakalarsam ürünü kullanır eş zamanlı davayı da açarım, söyleyeyim!

Fikir 1 (ve aslında şu an en göynümden geçen): Malum aramızda hali vakti yerinde olup sergiden müzeye, galeriden müzayedeye koşan ve orijinal sanat eserleri toplayan bir camia var. Kendilerine daha bol kazançlar, eser toplamak için bol zamanlar dilerim (halen ikisinin nasıl olabildiğini anlayabilmiş değilim ancak hayat benim anlayıp anlamamama pek takılmıyor). Lakin, sıradaki için yola düşülemediğinde, her sabah kalkıp bir yıl boyunca aynı milyon papellik tablolara bakmak onlar için cidden iç sıkıcı olabilir.. O kesimden olmayan ahan da bu kesim içinse zaten olmayan bir şeye bakamamak, bir R. Magritte’im bile yok demek yağmurda sünger ayakkabıyla dolaşmak kadar yürek bükücü, inanın… O yüzden yapay zekacılardan talebim her sabah uyandığımda evin tüm duvarlarına bir düğmeyle Louvre’daki, Floransa’daki tabloları birebir yansıtacak, gününe göre tavanları Michelangelo freskoları ile süsleyecek, sehpalara da ana uygun üç boyutlu eserler yerleştirmeye olanak sağlayacak dinamik bir hologram sistemini hayata geçirmeleridir. Pazartesi günleri tatil olmazsa sevinirim.

Fikir 2: Zahmet olmazsa yukarıdakinin bir benzerini de akvaryumlar için istiyorum.. Akvaryum aksesuarları ile uğraşmaktan anası ağlamış yaralı ergen bünyeler böylelikle bu hobilerini ergenlikten yetişkinliğe taşıma fırsatını bulacaklardır.

Fikir 3: Üç boyutlu yazıcılara değinmeyeceğimi sandınız… Hahah, sizi şaşırtacak ve değinmeyeceğim. Siz tahmin ediyorsunuz diye neden o şeyi yapmak zorunda olayım ki. Hayret ve nanik!.. Yazıcı değil ama hikayeli tarayıcılar üstüne yoğunlaşmanızı istiyorum. Şöyle ki; tarandığında o evrak hazırlanırken başından geçenler bir köşede canlı canlı oynasın. Örneğin imzalı bir kağıt taranıyorsa imzayı atan kişinin imza atarken ki görüntüsü, ağaçların kesilip yerine gökdelencioğlu sitesi gibi muazzam harikaların dikilmesini gerektiren bir karar belgesi ise o belgenin oraya gelene kadar başından geçenlerin gösterildiği bölümler taranarak aynı belge içinde saklanabilsin.. Tarihçiler yapay zekacılara minnettar kalacaktır. (bölüm notu: içinizden geçen fesat düşünceler sahibine aittir)

Hadi az düşünün çok çalışın bakem. Bu yukarıdakilere acil ihtiyacım var! Hem sizden Dan Brown gibi orijin bulmanızı da istemedim. İstemem de!… Alemsiniz ayol. Bunu sadece ben değil bin yıllardır doğayla barışık yaşayan şempanze de istemez… Ya da diğer bir deyişle maymun da size bayılıyodu zaten!.. Şimdilik bana Louvre, Firenze, akvaryum ve öykücü tarayıcı üretimleriniz ile gelin, kafi..