Tag Archives: Long as I can See the Light

Müzik Notları

Zamanı Durduramayacaksan Sakın Gelme!

Hayatını müzikten kazanan dostlarımıza ayıp olmasın diye kel başıma müzikle ilgili yazı öksürmemek için çok direndim. Direnişim sırasında bu bölümü hakkıyla doldurabileceğine inandığım, 7 / 24 dinlemekten bıkmadığımız birbirinden değerli müzisyenlerle çok başarılı görüşmeler yaptım. Ancak dünya üzerindeki her on başarılı görüşmenin dokuzunda olduğu gibi benimkiler de tam takır kuru bakır sona erdi…

Kısaca sitebocugu sayfalarında zaman zaman karşılaşacağınız müzik notları zatımın külliyen o gün aklına esip de dinlediği notalardan ibaret olacaktır. Beğeni subjektif, pabuç dil projektiftir. Netçe olarak bu sayfayı okuyan sen, ben, bizim oğlandır… Rastgele!

Gelelim bugün üzerinde cahil cahil konuşacağım için beni yuhalıyor olacağınız Creedence Clearwater Revival (CCR) hitlerinden oluşan Chronicle‘a. Tam bir haftadır ‘alcam seniii!’ diye rüyalarıma çıkan CCR’nin gayet Pendulum‘u için hafta sonu Shades‘deydim. Okuyacağınız öykü, Pendulum diye yola çıkıp ufak bir çarkla Chronicle‘a dönüşümün kısa bir anlatısı aslında. Beni yolumdan çeviren zat-ı muhterem ise muhteşem Süleyman ve galiba ‘albüm Ankara’da olsa alınız’dan öte ‘afedersiniz de benim biraz Shades’im geldi’ durumları…

Pendulum rüyada vahiy olundukta Cumartesi bir koşu arabayı garaja bağlayıp Shades‘e indim. Shades, kapısından içeriye girdiğiniz andan itibaren zamanın durduğu, dünyanın dışarıda kaldığı bir müzik evreni… Kısa pantolonlu Ankara yıllarımın rüya ortamı, abartıyorsak üzerinize alınmayınız, beni ve benim gibileri ıslah edip topluma kazandıran bir rehabilitasyon merkezi… Bu büyülü mekanı efsunlayan zat Süleyman; sırrı ise tükana girdiğiniz anda o sırada orada bulunan herkesle sanki kırk yıldan ahbapmış gibi konuşulan konunun tam da orta yerinden sohbete dahil olma ve kapıdan çıkarken zamanı geçici süreliğine durdurma serbestisi…

Diyelim ki; evrende on yıl başıboş molekül gibi dolaştınız, yordunuz, yoruldunuz, hırpaladınız, hırpalandınız; hırpıklarınızı gidermek için müzik dolu sohbetlerin sıcacık çayını demlediği, adeta sizi beklediği ve kaldığı noktadan devam ettiği, zamanın en güzel anlarda durduğu bir yer arayışı içindesiniz. Bu yuva benim için Tunalı Pasajı’nın alt katıdır. Çünkü bilirim ki dünyanın çirkin halleri ve zamanı durduramayanlar bu dükkandan içeriye giremez. Hayat yekpare bir süreç olarak dışardaki zombişler tarafından devam ettirilirken, burada zombikliğinizden sıyrılır, sadece o an’ı yaşar, müzik konuşur, sıkı adamlarla tanışır ve mutlu olursunuz. f(Shades)=Yaşamın başı sonu anlamsızca tanımlı löplöplüğünden kaçış mabedi… An’ın huzuru ya da kendime benzeyenlerde bulduğum huzur… Kaldı ki bundan öte bir şey değil benim cennetim, basit bir tüme vasvarımla biz genetik uyumsuzların cenneti… 

İşte bir koşu 450 km’nin geride bırakıldığı bir Cumartesi öğleden sonrasında siteböcüğü Süleyman‘a ünüledi: ‘Aralık 1970 – Pendulum!’ Ve Süleyman siteböcüğü’ne en nazik ve ikna edici tavrı ile dedi ki: ‘Pendulum senin içinde bulunduğun teknik imkanlar, daha doğrusu imkansızlıklar çerçevesinde biraz zorlayıcı gibi; ama bak sana alternatif öneriler. Umudunu kaybetmeden bir bak bakalım…’ Böcük, bu yol doğru yol değilden çok bu yol senin yolun olmayabilir mesajını net olarak aldı ve Chronicle‘ı seçti.

Ve kaydın öyküsünü dillendirmeye başladı:

Hep dediğim gibi, fikrim odur ki dünyanın en mutlu birlikteliği müzik grubu ve plakçısı arasındaki uzun süreli beraberliklerdir. CCR’nin sabit kalesi Fantasy Records’un Ocak 1976 toplaması Chronicle (halk arasında Chronicle Vol 1 ya da Chronicle: The 20 Greatest Hits adı ile de bilinir) grubun yirmi muhteşem şarkısını biraraya getirmekte. Muhteşem dediysem laf olsun diye söylenmediğinin altını çizip kenarına çiçekli, kalpli kenar süsleri ekleştirmek isterim. Çünkülerin birincisi, kendisi salt Amerika’da altı buçuk milyon kopya ile grubun en bolluk bereket içindeki albümü olur, ikincisi döndüre döndüre üf bile demeden dinlenebilitesi var, üçüncüsü itiraz edeni çizerim. Yirmi şarkıdan on beşinin vakti zamanında listelerde ilk on’a girdiği bir olay söz konusu ise bence bana otomatik olarak üç numaralı hak doğar. Rockun, popun, avant-garde‘ın, politiğin, apolitiğin, yazanın, konuşanın, herkesin doğrusunun dünya üstündeki tek doğru, diğer her şeyin çizilesi olduğu şu aklıselim günlerde işbu üçüncü madde de benden dünyaya armağan ola!…

Sıradaki paragraf, ‘dinlediğin, çizdiğin senin olsun, içindekileri dökül’ diyenlere gelsin. CCR’nin liste başı single‘larından derlenen Chronicle‘da grubun debut stüdyo çalışması Creedence Clearwater Revival (1968) ile başlayıp dağılmadan hemen önce çıkardığı Mardi Gras (1972)’a kadar olan albümlerinde yer almış ve ortalığı sallayıp başını döndürmüş bayrak şarkılar ve cover‘lar var.

Susie Q, I Put a Spell on You, I Heard It Through the Grapevine dışındaki tüm şarkılar grubun beyni John Fogerty‘e ait. Beatles ve Stones‘dan sonra hit üstüne hit deviren grup olarak da bilinen CCR’nin efsanevi ismi Fogerty‘nin (vokal, gitar) yer yer politik içerikli şarkı sözleri ile de sıkı fıkı olabildiğini Fortunate Son‘da görmek mümkün. Güneylilerin, ağızlarında bir torba akide varmış gibi tıkır tıkır şekerli aksanı Fogerty‘nin kumlu, tenora çalan ses rengi ile bir kulak ziyafeti oluşturuyor.

Chronicle‘da yer alan ve ilk hali Nisan 1970 tarihli bir Cosmo’s Factory zaferi olan I Heard It Through the Grapevine‘da 11’06” lik süresi ile rehavetten hafif yayılmış bir Louisiana havası hissedilmekte. Kaydın, bu toplama albümden yine aynı tarihte (1976) çıkan single olduğunu da ekleyelim. Şarkıyı diğerlerinden ayıran bu süre-kaygısızlık ve ‘insanlar duyduklarından değil, gördüklerinden öğrenirler’ sözleri size ne çağrıştırır bilemem ama beni evime, karış karış dolaştığım sokaklara, kısaca en son içinde köpekbalıkları yüzerken yaşlı gözlerle izlediğim Mississippi ve civarına götürdü.

En sevdiğim parçalar hepsi. Proud Mary, Bad Moon Rising, Down on the Corner, Travelin’ Band, Who’ll Stop the Rain, Long as I can See the Light, Have you Ever Seen the Rain, Hey Tonight, Some Day Never Comes diye yazmaya başlasam tembelliğimden eksik kalan diğer yazamadığım şarkılar için yalan söylemiş olurum. Bildiğimiz en iyilerin toplandığı albüm olduğu için aynı bilindik temiz, net akorları duyuyor olacaksınız. Hüzün sesli minörler dahil koyu Güney spiritüelizmine kaymayan, ruhu hep yukarılarda swamp rock / roots rock olarak tabir edilen dipli köklü bir müzik dinleyeceksiniz… CCR’ye kulak vermeden müziğin tarihçesini anlamaya imkan olmadığını da söyleyelim…

‘Ablam, sen kafayı neyle çizdin, alem uzaya adam gönderiyor, sen nayntiinsevıntiiz diyorsun yahu’ diyorsanız uzaydaki adam da CCR dinliyor müsterih olunuz. Bir yerlerden ‘registered‘ albümlerini edinip dinlemeden müsterih olunamayacağını da unutmayınız. CCR hepinizi ıslah etsin! Rock forever…

Creedence Clearwater Revival Chronicle (Ocak 1976, Fantasy Records)

John Fogerty – vokal, lead gitar

Stu Cook – bas gitar

Doug Clifford – davul

Tom Fogerty – ritim gitar