Yannış

Bulaşıcıdır. İnattır. Gıcıktır. Uydurukçudur. Delidir. Fecenayip şahsına münhasırdır.
Okur! Yandığının resmidir. Gel, yol yakınken okurluk durumundan istifa et.

İçeriğin olası zarar ziyanından yazar değil, uygulamaya kalkan komik okur sorumludur. Ona göre!!

Hayatta yaptığı her iş, verdiği her karar yanlış olanlarla, ‘’aman ha, yanlış yapmayayım!’’ diye bir gübreye bulaşmadan oturanlar arasında kalmak enteresan olabiliyoore..

Her davranışı falso olanlarla ilerlemek kolay aslında! Ne derlerse tersini doğru kabul ettiğimizde olay kendiliğinden çözülüyor… Örneğin iki yıllık stratejik planlama toplantısında, rabbisi başımızdan eksik etmesin falsomatik arkadaşlarımıs  ‘’enerjinin çoğunu filanca alana koyalım’’ dediklerinde çat diğer alanlara odaklanırsak sektör liderliğine oynamamız kaçınılmaz hale gelebiliyor! Sayelerinde hem herhangi bir insanüstü analize gerek kalmaması hem de kaybetme riskinizin sıfırlanması bal kaymak!.. Her aileye, mahalleye, girişime, kuruma, kuruluşa, belediyeye, hatta devletlere böyle hayırlı arkadaşlar dilerim 😜

Malum doğada her şey zıddığımın zıddını barındırır. Yukarıdaki şekil, yani söylediği tek bir söz doğru olmayan bu evrim üstü canlıların yanında bir de mükemmeliyetçilik zilletinden muzdarip hatafobik dostlarımız var…

Misal halayda sağ ve sol ayağı karıştırırım endişesiyle düğün yapmayan arkadaşlar bilirim.. O müdürlüğe nası olsa benden daha iyisini alırlar diye açık pozisyona başvurmayıp angutların efendilerini kendilerine patron kılanlar; benim sözüm bir şey değiştirmez ki düşüncesiyle ses tellerini münasip bir yerlerine saklayanlar ve bıçak kemiğe dayandığında ‘’aradığınız sese ve söze şu an ulaşılamıyor’’ sinyaliyle karşılaşanlar; kural ihlallerini durduracak yetkisi olmasına rağmen ‘’bu yetkiyi dünyada benden daha iyi kullananlar olur elbet, ileride…’’ deyip kendi yetkilerini kendi elleriyle köreltenler vb..

Hangi türü daha fazla takdir edeceğim konusunda kararsızım!.. Yanlış programlanmış yapay zeka gibi verdiği her karar, söylediği her söz yalan ve yanlış gustosuzgillerden olmamak lazım gelse de, Ünsal (Oskay) Hoca’nın deyişiyle, yıkanmak istemeyen çocuklar olmaktan da korkmamak lazım galiba…

Uygarlık şüphesiz ki dalgalı denizlerden, şimşekli fırtınalardan ve o son zorlu dönemeci geçtikten sonra elde edilen bir şey… ‘’Buyrun ben geldim, hadi beni alın ve kullanın’’ örneğinde olduğu gibi çat kapı gelmiyor. Ya da gelse de o sırada evdekiler büyük bir nezaketsizlikle ‘’ayol uygarlık, sen yanlış sipariş mi olmuşun ne? biz şu an kaba ve barbarlık paketlerimizi beklüyüdük’’ diyebiliyorlar.. Halbuki belki siparişi evin küçük odasında, edebiyat, resim, müzik, sinema ve tiyatrodan ibaret ufak, çelimsiz, çilli çocuk olarak sen verdin.. Ev ahalisinin bağırışlarına karşı ‘mükemmel’ görünememekten korktun, ‘’hoş geldin canım uygarlıkçım’’ davetinde bulunmadın… Aynı o işe başvurmadığın, o yetkini kullanmadığın gibi..

Yani diyeceğim o ki o uygarlık karşına türlü şekillerde çıkabilir… Tek değişen, senin ona nasıl davranacağına karar vermen kanımca..

İlber (Ortaylı) Hocam Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabında der ki ‘’yalnız kalmayı öğrenirseniz, düşünmeyi de öğrenirsiniz’’. Buna ufak bir ilaveyle; yalnız kaldığınızda mükemmel hatalar yapabilirsiniz! Unutmayın ki her yanlış, sizi doğru düşünce ve davranışa yönlendirecek bir öğrenim, eğer ki kendinize doğru tercüme etmeyi bilirseniz…

Bugüne kadar yaptığım her şey süper doğruydu diyorsanız harika! Bir gün sizinle çalışma fırsatı elde edersem herhangi bir ek veriye ihtiyaç duymadan söylediklerinizin tam tersini yapmak hayatımı çok kolaylaştıracak demektir… Lakin mükemmeliyetçi ve hatafobikseniz bunu size mi içinde yetiştiğiniz test usulü sınav sistemine mi bağlamalıyım bilemedim… Ben de özlü söz olarak şu kadarını söyleyeyim: hayatta dört yannnış bi doğruyu götürseydi hiçbirimiz şimdi yooğidik🤣

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.